Dağcılık ve Kış Sporları Topluluğu

Ekran Alıntısı

 

DKSK 1963 yılında o dönem varolan öğrenci Birliği’ne bağlı olarak kayak ağırlıklı olarak hayata geçmiştir. Daha sonra 1968 yılında bugünkü yapısına kavuşmuş ve doğrudan rektörlüğe bağlı olan spor müdürlüğüne bağlanarak çalışmalarına devam etmiştir. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra ODTÜ’de bulunan tüm topluluklar gibi yaşadığı 2 yıllık zorunlu kapatma dışında DKSK 32 yıldır etkinliklerini Türkiye’nin en aktif dağcılık örgütü olarak sürdürmektedir. Kayıtlardaki ilk tırmanış Ağrı dağına 1966 yılında yapılan tırmanıştır. 1968 yılında üye öğrencilerin ve bugün de bekçisi olan “Şükrü Dayı”nın çalışmaları ile inşaa edilen Elmadağ dağevi ise DKSK’nın etkinliklerine bir ivme vermiştir. Bu dağevi daha sonra 1990 yılında bir genişletme projesi çerçevesinde neredeyse tamamen yıkılmıştır. Yeni yapı işlevsel olarak çok daha uygun olmasına rağmen, eski dağevinin sempatik, sportif havasını yakalayamamış, ayrıca rektörlüğün kimi keyfi kısıtlamaları ile DKSK’lı sporcuların kullanımına sınırlama getirilmiştir.

1970’ler ile dağcılık çok büyük bir ivme ile DKSK’ya girmiştir. Kalabalık gruplar halinde tırmanışlar başlamış ve Türkiye’de dağcılık sporu ilk defa geniş kitleler ile tanışmaya başlamıştır. Özellikle başta Demirkazık olmak üzere Niğde Aladağlar’ın tüm doruklarına yoğun tırmanışlar düzenlenmiştir. İleri teknik seviye tırmanışlarında da özellikle Yalçın Koç tarafından başarılar elde edilmiştir. Reşko ve Kaçkar ilk kış çıkışlarının yanında, biri kayaklı iki ayrı DKSK’lı ekibin 1972 yılında Kaldı ilk kış çıkışını gerçekleştirmeleri Türkiye Dağcılık tarihinin de önemli tırmanışlar listesine girmelerini sağlamıştır. Bu tırmanışların o günkü Türkiye dağcılığının durumunu göz önüne alarak haklı “alaturkalığı”, yani bilinçli bir eğitimden yoksunluğu, emniyet kurallarının dikkate alınmaması gibi konular yaşanan acı bir kaza ile tekrar gözden geçirilme gerekliliği doğurmuştur. 29 Nisan 1975’te B. Demirkazık Batı rotasında Peck kulvarında yaşanan bir çığ kazası sonucu Rezzan Oksar ve Faruk Süner adlı DKSK’lılar yaşamlarını yitirmişlerdir. Bu kaza sonrasında yavaş yavaş eğitimin ciddiyeti üzerinde durulması, daha küçük gruplar halinde tırmanışlara gidilmesi gibi önlemler alınmaya başlanmıştır. Bu arada düşünce ayrılığından dolayı Yalçın Koç ve Kaşif Aladağlı’nın başını çektiği bir grup DKSK’dan ayrılarak 1975 yılında daha sonradan Türkiye’nin en önemli örgütlerinden biri olacak olan Anadolu Dağcılar Birliği’ni (ADB) kurmuşlardır. 1975 – 1980 arasındaki dönemde bir taraftan bilimsel ve sistematik eğitim uygulamaya geçirilirken, diğer taraftan da kitle sporu anlayışı, dağlardaki ekip anlayışı, paylaşımcılık ve kol içi demokrasi gibi kavramlar da yerleştiriliyordu. Daha sonradan değinilecekk olan “kol felsefesi” de bu dönemin bir ürünüdür. Aynı dönem belediyeler ile işbirliği ile doğa yürüyüşlerini geniş halk kitlelerine tanıtma, dağcılığı diğer üniversitelerde de kurmak gibi çalışmalara sahne oldu. Hacettepe üniversitesi Dağcılık ve Doğa sporları Kulübü (HÜDDOSK), bu dönemde DKSK’nın yoğun yardımları sayesinde yaşama geçmiştir.

1980 ile 1982 arasında kapatılan DKSK, daha sonra ilk önce kayak branşı ile, sonradan da 1984’te dağcılık branşı ile tekrar yaşama geçmiştir. Sonraki beş yıl DKSK’nın tekrar örgütlenme, eğitimin tam etkin olarak yaşama geçirilmesi ve tekrar eski ilkelerin aktarımı ile yeni bir dağcı nesli yaratmak için çalışmalarla geçti. 90’larda ise bu hedeflerin tamamına erişilmiş bir şekilde ileri seviye tırmanışlara yönelinmiştir. Bu arada Uludağ’da satın alınan yeni bir kayak merkezinin devreye sokulması kayak çalışmalarına kısmi destek sağlamıştır. 1993 yılında hizmete sokulan Türkiye’nin ilk ve tek yapay kaya duvarı ODTÜ kampüsünde hizmete açılmış ve kış aylarında da yoğun bir kaya antrenmanı imkanı sağlanmıştır. 1994 yılında da DKSK kökenli dağcıların bir “üst sivil örgüt” tanımı altında Orta Doğu Dağcılık ve Doğa Sporları Derneği’ni (ORDOS) kurduklarını da görebilmekteyiz.

DKSK 1995 yılında, bir taraftan yılda 300’den fazla kişiyi sistematik ve aşamalı bir eğitime dahil ederek, aynı anda üç değişik seviyede dağcı grubuna etkinlik organize edip Türkiye’de bu çapta ve yoğunlukta eğitim veren tek örgüt konumunu korumakta, diğer yandan da “ilk kış, duvar ve bayan” tırmanışları ile Türkiye Dağcılığının motoru konumunu sürdürmektedir. Diğer taraftan Ankara Dağcılık ıl ajanlığı tamamı ile DKSK’nın katkısı ile yürümekte, TDF’ye ise Yönetim Kurulu’nda iki, Eğitim, Yüksek ırtifa ve Kurtarma kurullarında ise dört üyesi ile destek vermektedir. Karadeniz üniversitesi gibi birçok üniversiteye eğitim, teknik destek ve ortak etkinlik gibi konularda yardımcı olmaktadır. Türkiye’nin ilk ve tek Dağ arama ve Kurtarma sistemini ise ORDOS ile ortak olarak yürütmeye hazırlanmaktadır bu günlerde. ODTÜ içerisinde ise rektörlüğün her türlü maddi ve manevi engellemelerine karşın, en çok üyesi olan ve en yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdüren öğrenci örgütlenmesi konumundadır. Yıl boyu düzenli olarak antrenman yapan tek spor topluluğudur. Bu yüzden salt spor amacı ile antrenmanlara DKSK’lı olmayan insanlar da katılmaktadır.